'gercekle temasini henuz kaybetmis degilsin. sanirim mesele de bu..'
'koptu kopacak.'
'bir psikiyatr yardimci olabilir. Albany'de iyi bir adam var.'
finnerty basini salladi. 'o beni merkeze geri ceker, bense ucurumdan asagi yuvarlanmadan mumkun oldugunca kenarda kalmak istiyorum. kenarda ortadan goremedigin bir suru sey goruyorsun.'




pp.

inan.

inanmak başarmanın yarısıdır derler.  başarıp başaramayacağınza dair fikrinizin olmaması oranı etkilemez. birseyi başaramayacağınıza inanıyorsanız, oranınız düşer. O kadar ki o şeyi başaramazsınız. inanmıyorsanız boşuna denemeyin.

yaşayabileceğime inanmıyorum. öyleyse...

ama ben sadece yaşayamıyorum. ölmek değil bu. farklı.

143. kural

Bir odaya girdiğinizde, odada 3, 5 yada 7 kişi varsa konuşmadan önce sizinle konuşulmasını beklemelisiniz. Eğer odada 2, 4 yada 9(ya da perşembe günleri 8) kişi varsa ilk konuşma hakkına sahipsiniz. Diğer durumlarda 8 etkili sayıdır, uyuyup uyanana kadar hiç konuşmamanız gerekir. Be elbette bir tuzak, bir sofra gibi kurulabilir ama bu tür hareketler kaydedilip, iyi yada kotü yapılmış olmalarına göre ödüllendirilecektir. Eğer odada 1'i varsa zil kuralı geçerlidir. Kütüphane bu kuralın dışındadır. Aşıkların ve yalnız odaların haricinde sessizlik. Asla 9'dan fazla kişi bir araya gelmemelidir. 9 kişinin bulunduğu odaya girilmez. Kapıyı çalıp kağıt vasıtasıyla içerdekilerden birinin gitmesini rica etmelisiniz.ELBETTE, odaya çift olarak girmenin kuralları biraz daha karışıktırç İçerde üç kişinin olduğu durumlarb dışında çift öncelikli konuşabilir ama çift sırayla konuşmalı ve birbirlerinin cümlelerini tamamlamalıdır. İçerde üç kişinin olduğu bir odanın kapısını açan çift utanç içinde başlarını eğmelidir ve birbirlerinden ayrılmayacakları üç gün boyunca biri diğeri için konuşmalıdır....
Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.


K*
öldüm...
çok alelade bir ölüm ve de.bir trafik kazası,gökten düşen bir cisim ya da salak bir intihar.olabildiğince basit,olabildiğince sıradan.
öldüm...
oysaki,kurgulanmış bir cinayete kurban gitmek isterdim ben.
birilerinin bana,beni öldürecek kadar değer vermesini.
Ama sıradan bir ölüm benim ki.
öylesine bir ölüm...




dirildim..
Çok alelade bir dirilme ve de. Mezarınm toprağın içinden böyle bildigin elimle kolumla çıkarmıs gibi salak bir dirilme, olabildigince basit ve sıradan..
Dirildim..
Oysaki zeine filmler çekilen bir zombi gibi dirilmek isterdim ben. Ya da soyutluk kazanan bir zihnin ve bilginin, çıldırıp, başka ceset parçalarından tamamlayarak bi dirilme, kendi Frankestein'ını yarattıgı değerlilik..
Ama sıradan bi geri geliş..
öylesine bi uyanış..




* vs *
Kafka bile yaşayabildiyse bu dünyada bende yaşayabilirim. Umarım.

Norm.

Tek kelime etmedi. Diğeride etmedi. Böyle durumlarda konuşulmazdı çünkü.
Yol boyunca tek kelime çıkmadı ağzından. Yalvardı tanrıya yol uzun sürsün; yolda tüm gördüğümüz trafik ışıklarına yakalanalım diye. Ne yazık ki tüm ışıklar yeşil, yol bomboştu.
Ölüme gidiyordu. Kendi ayaklarıyla kendi ölümüne. Bugün onun ölüm günüydü belki. Yalnız değildi. Başkalarınında ölüm günü olacaktı.
Bir çoğununda doğum günüydü. Kazançlımıydı bugün? ölümden çok doğum mu vardı? Kazanç bu muydu?

Biri geldi aklında. Bilmiyordu adını. Gargarin'in arkadaşıydı. Oda gitmişti ölüme. 203 adet sorunun bulunduğu uzay mekiğiyle uzaya çıkmıştı. biliyordu gidipte dönme ihtimalinin 0 olduğunu. Hatta gidebilmesinin bile zor olduğunu. Tarih başaramayanları hatırlamaz. Bu yüzden Gargarini tanıyoruz.
Nedenler unutulurdu zamanla. Sadece tek bir sözcük kalırdı. Öldü.
"Eminim ben yokolsam kimse farkına varmaz." Dedi.
Ölse bile görmek istiyordu.Ölmek ve yokolmak farklı şeyler olmalıydı.
Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.