şşş
Çok düşünen bir adam olmakta çok kötü bir durum. Çünkü çok fazla düşününce bu dünyada çokta mutlu olunamayacağını anlıyorsun. bunu çok fazla düşünmeden de yapabildiğini sanıyorsan, yanılıyorsun. Çünkü çok düşündüğünden dolayı mutsuzsun. Neyin çabasını veriyorum ben? Neyin peşindeyim? diye soruyor insan kendine, işin kötü yanı da kendine bile cevapsız Kendi yüzünü bile görmekten sıkılır mı bir insan? Bazen sıkılıyor işte.. Yeni giysiler alıyorsun, telefonun modelini değiştiriyorsun, arabanı değiştiriyorsun, sevgilini bile terkediyorsun, ama yetmiyor? Sıkılmışsın bir kere geri dönüşü yok ki! Sen çözülmeyen bir hayatı çözmüşsün kendi içinde. Karşına oturan hiç tanımadığın bir kızla muhabbet etmek, onu tanımak ve sivrisineklerin seks hayatının neden sadece 2 saniye olduğunu tartışmak.
Oysa yeni insanlar bile yetmeyecek sana anlıyorsun. Yanlız kalmak istiyorsun ama yanlız bile kalamıyorsun.
” Bu açıklanamaz, ama hissedersin. Hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. Ne olduğunu bilmezsin, ama o ordadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi… Seni deli eder. ” (Morpheus)
*f
'gercekle temasini henuz kaybetmis degilsin. sanirim mesele de bu..'
'koptu kopacak.'
'bir psikiyatr yardimci olabilir. Albany'de iyi bir adam var.'
finnerty basini salladi. 'o beni merkeze geri ceker, bense ucurumdan asagi yuvarlanmadan mumkun oldugunca kenarda kalmak istiyorum. kenarda ortadan goremedigin bir suru sey goruyorsun.'
pp.
'koptu kopacak.'
'bir psikiyatr yardimci olabilir. Albany'de iyi bir adam var.'
finnerty basini salladi. 'o beni merkeze geri ceker, bense ucurumdan asagi yuvarlanmadan mumkun oldugunca kenarda kalmak istiyorum. kenarda ortadan goremedigin bir suru sey goruyorsun.'
pp.
inan.
inanmak başarmanın yarısıdır derler. başarıp başaramayacağınza dair fikrinizin olmaması oranı etkilemez. birseyi başaramayacağınıza inanıyorsanız, oranınız düşer. O kadar ki o şeyi başaramazsınız. inanmıyorsanız boşuna denemeyin.
yaşayabileceğime inanmıyorum. öyleyse...
ama ben sadece yaşayamıyorum. ölmek değil bu. farklı.
yaşayabileceğime inanmıyorum. öyleyse...
ama ben sadece yaşayamıyorum. ölmek değil bu. farklı.
143. kural
Bir odaya girdiğinizde, odada 3, 5 yada 7 kişi varsa konuşmadan önce sizinle konuşulmasını beklemelisiniz. Eğer odada 2, 4 yada 9(ya da perşembe günleri 8) kişi varsa ilk konuşma hakkına sahipsiniz. Diğer durumlarda 8 etkili sayıdır, uyuyup uyanana kadar hiç konuşmamanız gerekir. Be elbette bir tuzak, bir sofra gibi kurulabilir ama bu tür hareketler kaydedilip, iyi yada kotü yapılmış olmalarına göre ödüllendirilecektir. Eğer odada 1'i varsa zil kuralı geçerlidir. Kütüphane bu kuralın dışındadır. Aşıkların ve yalnız odaların haricinde sessizlik. Asla 9'dan fazla kişi bir araya gelmemelidir. 9 kişinin bulunduğu odaya girilmez. Kapıyı çalıp kağıt vasıtasıyla içerdekilerden birinin gitmesini rica etmelisiniz.ELBETTE, odaya çift olarak girmenin kuralları biraz daha karışıktırç İçerde üç kişinin olduğu durumlarb dışında çift öncelikli konuşabilir ama çift sırayla konuşmalı ve birbirlerinin cümlelerini tamamlamalıdır. İçerde üç kişinin olduğu bir odanın kapısını açan çift utanç içinde başlarını eğmelidir ve birbirlerinden ayrılmayacakları üç gün boyunca biri diğeri için konuşmalıdır....
K*
çok alelade bir ölüm ve de.bir trafik kazası,gökten düşen bir cisim ya da salak bir intihar.olabildiğince basit,olabildiğince sıradan.
öldüm...
oysaki,kurgulanmış bir cinayete kurban gitmek isterdim ben.
birilerinin bana,beni öldürecek kadar değer vermesini.
Ama sıradan bir ölüm benim ki.
öylesine bir ölüm...
dirildim..
Çok alelade bir dirilme ve de. Mezarınm toprağın içinden böyle bildigin elimle kolumla çıkarmıs gibi salak bir dirilme, olabildigince basit ve sıradan..
Dirildim..
Oysaki zeine filmler çekilen bir zombi gibi dirilmek isterdim ben. Ya da soyutluk kazanan bir zihnin ve bilginin, çıldırıp, başka ceset parçalarından tamamlayarak bi dirilme, kendi Frankestein'ını yarattıgı değerlilik..
Ama sıradan bi geri geliş..
öylesine bi uyanış..
* vs *
Norm.
Tek kelime etmedi. Diğeride etmedi. Böyle durumlarda konuşulmazdı çünkü.
Yol boyunca tek kelime çıkmadı ağzından. Yalvardı tanrıya yol uzun sürsün; yolda tüm gördüğümüz trafik ışıklarına yakalanalım diye. Ne yazık ki tüm ışıklar yeşil, yol bomboştu.
Ölüme gidiyordu. Kendi ayaklarıyla kendi ölümüne. Bugün onun ölüm günüydü belki. Yalnız değildi. Başkalarınında ölüm günü olacaktı.
Bir çoğununda doğum günüydü. Kazançlımıydı bugün? ölümden çok doğum mu vardı? Kazanç bu muydu?
Biri geldi aklında. Bilmiyordu adını. Gargarin'in arkadaşıydı. Oda gitmişti ölüme. 203 adet sorunun bulunduğu uzay mekiğiyle uzaya çıkmıştı. biliyordu gidipte dönme ihtimalinin 0 olduğunu. Hatta gidebilmesinin bile zor olduğunu. Tarih başaramayanları hatırlamaz. Bu yüzden Gargarini tanıyoruz.
Nedenler unutulurdu zamanla. Sadece tek bir sözcük kalırdı. Öldü.
"Eminim ben yokolsam kimse farkına varmaz." Dedi.
Ölse bile görmek istiyordu.Ölmek ve yokolmak farklı şeyler olmalıydı.
Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.
Yol boyunca tek kelime çıkmadı ağzından. Yalvardı tanrıya yol uzun sürsün; yolda tüm gördüğümüz trafik ışıklarına yakalanalım diye. Ne yazık ki tüm ışıklar yeşil, yol bomboştu.
Ölüme gidiyordu. Kendi ayaklarıyla kendi ölümüne. Bugün onun ölüm günüydü belki. Yalnız değildi. Başkalarınında ölüm günü olacaktı.
Bir çoğununda doğum günüydü. Kazançlımıydı bugün? ölümden çok doğum mu vardı? Kazanç bu muydu?
Biri geldi aklında. Bilmiyordu adını. Gargarin'in arkadaşıydı. Oda gitmişti ölüme. 203 adet sorunun bulunduğu uzay mekiğiyle uzaya çıkmıştı. biliyordu gidipte dönme ihtimalinin 0 olduğunu. Hatta gidebilmesinin bile zor olduğunu. Tarih başaramayanları hatırlamaz. Bu yüzden Gargarini tanıyoruz.
Nedenler unutulurdu zamanla. Sadece tek bir sözcük kalırdı. Öldü.
"Eminim ben yokolsam kimse farkına varmaz." Dedi.
Ölse bile görmek istiyordu.Ölmek ve yokolmak farklı şeyler olmalıydı.
Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.
bum.
dışarıdaydı bay bumerang.hediyeler gecidi bir noel arifesiydi.ve dışarıdaydı.
her yıl yaptığı gibi sona bırakmıştı hediye alma işini.
ailesine hediye almak istiyordu.Daha doğrusu buna mecburdu.
ama cebinde tek kuruş yoktu. bir çok çekirdek kabuğu vardı. Oldum olası yerlere çöp atamazdı.
Utanır kızarırdı. Sanki herkes onu izliyormuş gibi gelirdi elindeki seyi bırakırken. Elindeki
nesnenin yere süzülürken geçirdiği 3-5 saniye ona yıllar gibi gelirdi. Herkesin arasında çıplak
geçirdiği yıllar.2012 olmuştu. Ne çabuk. Evleneli 11 yıl olmuş oğlu 9 kızı 5 yıl önce doğmuştu.
Hatırlaması gereken tek bir tarih daha vardı oda bundan 2 yıl öncesi. Kaza günü.bir Yılbası arifesinde bunu hatırlamak istemedi.
Bir oyuncakçıya girdi. Karşılaştığı kişi onu şaşırttı. Bayan siyah karşısındaydı. Karşı komşusu.
Çok seksi bir kadındı. Evli değildi ve evine gelen erkeklerin haddi hesabı yoktu. Nerede çalıştığını merak ediyordu hep.
Açıkcası hiçte umrunda değildi. Umrunda olan tek şey onun vucuduydu. Çoğu zaman uyumadan önce, o perdesini
hiç kapatmadığı pencereden onun soyunmasını izler ve ardından mastürbasyon yapardı. Kadını
görünce ereksiyon olmaktan kendini alamıyordu. Görmemiş gibi yaparak oyuncaklara yöneltdi. Bacak
arasını oyuncaklara gömecek sekilde inceledi onları. "Gitse ya artık" diye düşündü. Bakmamaya
odaklandı. Ama ne fayda. Sırtında bir el hissetti. Daha önce başka şekillerde hayal ettiği o eller
simdi vüccudunda geziyordu. Önüne dönmek ve dönmemek arasında kaldı.
" bay bumerang, yoksa beni mi izliyorsunuz? "
Anlık bir sorumuydu? yoksa genel miydi? Bile bilemi yapıyordu?
" m-me-meraba bayan siyah. Nasılsınız? E-Evet tabiki sizi izliyorum. Yoksa bir oyuncakçıda ne işim
olabilir? "
" Belki bir oyuncak almaya gelmişsinizdir. bilirsiniz erkekler oynamayı severler."
Kasten yapıyordu kaltak. Onu istediğimi biliyor. Ama onu zaten kim istemezki...
" Evet bir kumbara alacağım. Pembe ve domuz şeklinde olanlardan. Klasik. Kimsenin hayır diyemeyeceği
bir hediye."
" İnsanların hayır diyememesi evet dedikleri anlamına gelmez bay bumerang...Görüşürüz.
bir ara bana yemeğe gelin"
"i-iyi akşamlar"
Bu kadının karşısında ilk defa bu kadar uzun süre durabilmişti. ama patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
Hazır mı demiştim.o az önceydi. koşa koşa tuvalete gitti. Temizlendikten sonra küçük sineklere işemeye çalıştı. Bazılarını düşürdü bile. Sifonu çektikten sonra suyla beraber kaybolmalarını izledi. Çıktı. direk oyuncakçıdan. Hediyeler geçidi devam ediyordu.Ama sadece hediyeler insanlar kalmamıştı etrafta.
Ve cüceler.cücelerde görünmüyordu. Az önce cüce dolu olan yerde bir tane canlı yoktu.
cüceler, yılbasında mutlu olurlar. İşleri vardır. Cüceler normalde nerede calısırki? "Hiç İşadamı olan bir cüce
görmedim. Hatta cüce olan bir intihar bombacısı bile görmedim" diye düşündü. ama favorisi tabiki cüceler değildi.
O kızlar... Ah o kostümlü kızlar.
İlerledikçe çığlık sesleri yükseldi. Ve işte orada onu gördü. Yılbaşı hediyesini. Kanlı canlı orada duruyordu. Bu mucize bir olmalıydı.
Herkes kaçıyordu. Zombiler diye bağırışmalar vardı etrafta. Vucud parcaları sacılmıştı.Basılmıştı şehir. Belliydi bu bir gün ölüler insanların arasında yürüyecekti zaten.
işte oydu. ordaki. Karısıydı. Zombiydi ama karısıydı. İşte o an herşey mukemmelleşti. Artık yatakta yalnız olmayacaktı. Karısı her ne kadar ölüde olsa eve dönmüştü. Dünyanın sonu onun için başlangıçtı.
Boğ.
Boğuluyorum. O, ağzımdaki son nefesi vermemek için uğraşıyorum.
Biliyorum, canım o benim. Onu vermeden ölmeyeceğim.
Sorunda bu ya; bu deniz böyle, öldürmüyor. Mahvediyor. Sömürüyor.
Yalnızlık denizi burası. Herkes boğuluyor ama kimse ölmüyor.
Buradakiler biliyor yaşamak ve ölememek arasındaki farkı.Hepsi aynı şeyi istiyor yinede.
Bir sonraki saniyede yaşıyor olabilmek ve diğer saniyede de ve sonrakinde de...
Ağlamak yardım etmiyor insana. Sadece denize yardım ediyor. Daha da derinleşiyor deniz.
Denizi yaratanda bizleriz. Neden en basta beraberdik ki? Söyledim insanlara: Eğer beraber olmassak
yalnızda kalmayız dedim. İnanmadılar. Bende inanmadım. öyle iyiydik ki birbirimize karşı.
yalnızlığın kacınılmaz son olduğunu bilemedik.
Ölüm korkusu yoktur aslında. Yalnızlık korkusu vardır. Ölünce o kapalı kutuda ne yapacağından
korkar insan. İkiserli gömseler bizi kimse korkmaz ölümden.Yanında birinin olabileceği bir ölüm
yalnız yaşama ihtimaline ağır basar.
Benimse tek özelliğimdi işte bu. Yalnız olabilmek. İyiydim de bu işte.Hatta o kadar iyiydimki diğerleri de
bana verirdi yalnızlıklarını.Onları da taşırdım. Ama bilirdim kimsenin sadece tek bir özelliği
olamaz. O kadar iyiydimki yalnızlıkta. Başka özellik aramadım. Ta ki sen gelene kadar.
Bir sen vardın yanımda. Yalnızlığı severken ben, beni içeriden çıkarıp alan.
Tam öğrenmişken denizde nefes almayı tekrar unutturan.
Gitmedin aslında biliyorum yanımdasın.Hissediyorum. Denizde benimlesin.
Bir sen varsın, beni boğan.
Bırakmayacağım bu nefesi. Benim lanetimde bu. içimde taşıdıklarımla ölememek. Onları taşımaya mahkum olmak.
Görme duyum olmasa nasıl anlatabilirdin ilk görüşte aşkı bana?
Acıyı nasıl anlatırdın bir intolerance attention deficit hyper disorder'a ?
Ölmeyecek olsan nasıl anlardın yaşadığını?
Merak etme çoğumuz öğreneceğiz uçmayı.Çünkü yükseklerden düşüyoruz sürekli.
Sadece bakış açısı meselesi.
Herkesin hayali arkadası vardı ama ben hayali arkadaşımın hayali arkadaşı sanardım kendimi. Eğer hissetmiyorsan gerçekliği. Diğer şeyler daha gerçek. Benden daha gerçek.
Sine qua non.
Ağla.
aura.
+Pardon 8454ü bağlarmısınız?
...
-8454 oscar, buyrun?
+Oscar benim aura powder.
-aa selam aura ne nasılsın? Bol bol gezdin mi bu aralar?
+Oscar kendimi çok kotu hissediyorum.
-Böyle söyleme Aura.
+Dün aniden ağlamya başladım durduramadım bir türlü.ağladım ağladım ağladım.ölesiye ağladım.
+Bunları sana anlattığım için üzgünüm ama bi tek sen varsın.
-önemli değil aura.
+Bu ayki cekim ne postalandımı oscar?Gelen tek posta o zaten onda da sanırım bir gecikme oldu.
-Çekin ay sonunda postaya veriliyor aura bunu artık bilmen lazım.
+Hım..peki.unutmuşum sanırım.Oscar bana kendini tarif etsene?
-Ne? Neden? bilmemki aura.Normal birisiyim işte.kahverengi sac kahverengi göz, birseksen boylarında.Ya sen?
+Dosyadaki fotograflarımı gördünmü?
-...evet.
+Ona benziyorum işte.
-Çok güzel.yani güzelmişsin.Demek istediğim dosyadaki fotograflarda yani...
+Şimdide öyle olabilirim oscar.Gercek bir tenim varmış gibi güzelmiş gibi hissedebilirim.farkı anlamassın bile gercekten.
+Belki bi ara buluşabiliri-
-Pek iyi bir fikir değil aura.Şirket kurallarını biliyorsun.
+Evet doğru.şirket.
-işimin başına dönmeliyim biliyorsun tek kişi sen değilsin.Çekleri işlemeye başlamam lazım.
+Ah, gelecek hafta konusuruz oscar.
-hoşcakal aura.
Keske aramasaydım.Şimdi bir hafta daha arayamam.Beklemem gerekiyordu. En azından öğlen yemeğinden sonra aramalıydım. Belki yemekten sonra benle uzun uzun konuşabilirdi.
Neye benzediğini merak ediyorum. Acaba dosyamda hakkımda ne yazıyor? belki bir gece oraya gidip-
yoo yoo...ya yakalanırsam. Benim olduğumu anlarlar.Maaşımı keserler.Hemen keserler.Bundan daha kötusu benimle bir daha kimse konuşmaz.
Artık kimse aramıyor.Kimse bu eve gelmiyor.Kimsenin umrunda değilim.
--------------------------------------------
+8454ü bağlarmısnız lutfen?
...
+8454 mu? Oscar lutfen?
-Üzgünüm ama bay Black başka bir departmana geçti hanımefendi.
+Ne Olamaz. Orada olmalı. Olmak zorunda. Ona benim aradığım söyleyin aura deyin. +Onunla konuşmalıyım. Dayanamıyorum. Lütfen. Sadece-
-Üzgünüm hanımefendi. Memur black artık bu departmanda değil. Başka biri yardımcı olabilirmi?
+Hayır tesekkur ederim....Artık tek elimde olan...
--------------------------------------------
-Ben Oscar. Aura oradamı?
+Hayır korkarım gitti buradan.
-Şimdi nerede?
+Yorum yapmak istemem.
-Ona bir mesaj iletebilirmisiniz?
+Korkarım hayır ona artık kimsenin bir mesaj iletebileceğini sanmıyorum.Artık bizimle değil...
---------------------------------------------
...
-8454 oscar, buyrun?
+Oscar benim aura powder.
-aa selam aura ne nasılsın? Bol bol gezdin mi bu aralar?
+Oscar kendimi çok kotu hissediyorum.
-Böyle söyleme Aura.
+Dün aniden ağlamya başladım durduramadım bir türlü.ağladım ağladım ağladım.ölesiye ağladım.
+Bunları sana anlattığım için üzgünüm ama bi tek sen varsın.
-önemli değil aura.
+Bu ayki cekim ne postalandımı oscar?Gelen tek posta o zaten onda da sanırım bir gecikme oldu.
-Çekin ay sonunda postaya veriliyor aura bunu artık bilmen lazım.
+Hım..peki.unutmuşum sanırım.Oscar bana kendini tarif etsene?
-Ne? Neden? bilmemki aura.Normal birisiyim işte.kahverengi sac kahverengi göz, birseksen boylarında.Ya sen?
+Dosyadaki fotograflarımı gördünmü?
-...evet.
+Ona benziyorum işte.
-Çok güzel.yani güzelmişsin.Demek istediğim dosyadaki fotograflarda yani...
+Şimdide öyle olabilirim oscar.Gercek bir tenim varmış gibi güzelmiş gibi hissedebilirim.farkı anlamassın bile gercekten.
+Belki bi ara buluşabiliri-
-Pek iyi bir fikir değil aura.Şirket kurallarını biliyorsun.
+Evet doğru.şirket.
-işimin başına dönmeliyim biliyorsun tek kişi sen değilsin.Çekleri işlemeye başlamam lazım.
+Ah, gelecek hafta konusuruz oscar.
-hoşcakal aura.
Keske aramasaydım.Şimdi bir hafta daha arayamam.Beklemem gerekiyordu. En azından öğlen yemeğinden sonra aramalıydım. Belki yemekten sonra benle uzun uzun konuşabilirdi.
Neye benzediğini merak ediyorum. Acaba dosyamda hakkımda ne yazıyor? belki bir gece oraya gidip-
yoo yoo...ya yakalanırsam. Benim olduğumu anlarlar.Maaşımı keserler.Hemen keserler.Bundan daha kötusu benimle bir daha kimse konuşmaz.
Artık kimse aramıyor.Kimse bu eve gelmiyor.Kimsenin umrunda değilim.
--------------------------------------------
+8454ü bağlarmısnız lutfen?
...
+8454 mu? Oscar lutfen?
-Üzgünüm ama bay Black başka bir departmana geçti hanımefendi.
+Ne Olamaz. Orada olmalı. Olmak zorunda. Ona benim aradığım söyleyin aura deyin. +Onunla konuşmalıyım. Dayanamıyorum. Lütfen. Sadece-
-Üzgünüm hanımefendi. Memur black artık bu departmanda değil. Başka biri yardımcı olabilirmi?
+Hayır tesekkur ederim....Artık tek elimde olan...
--------------------------------------------
-Ben Oscar. Aura oradamı?
+Hayır korkarım gitti buradan.
-Şimdi nerede?
+Yorum yapmak istemem.
-Ona bir mesaj iletebilirmisiniz?
+Korkarım hayır ona artık kimsenin bir mesaj iletebileceğini sanmıyorum.Artık bizimle değil...
---------------------------------------------
taleswapper.
Bir budala, bilge bir adamın gördüğü ile aynı ağacı göremez...
... ama eğer budala aptallığında ısrar ederse, bilge haline gelir.
... ama eğer budala aptallığında ısrar ederse, bilge haline gelir.
Nemo.
Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar "anne" ve "baba" adlı bir anne baba varmış.
Küçük şirin bir bebekleri olmuş ve ona "küçük şirin bebek" adını vermişler.Bebek orada doğmuş. O apartmanın 7 numaralı dairesinde. O gün doğmuş, başka bir gün değil.
Gördüğümüz her şey var. Bunu ayırt edebiliriz.
Bebek annesinin gözlerini görebiliyor. Ama kendi gözlerini göremiyor.
Bebek ellerini görebiliyor. Ama kendini göremiyor.
Eğer öyleyse o gerçekten var mı?
Ya ben, gerçekten var mıyım?
Neden geçmişi hatırlayabiliyor ama geleceği hatırlayamıyoruz?
Küçük şirin bir bebekleri olmuş ve ona "küçük şirin bebek" adını vermişler.Bebek orada doğmuş. O apartmanın 7 numaralı dairesinde. O gün doğmuş, başka bir gün değil.
Gördüğümüz her şey var. Bunu ayırt edebiliriz.
Bebek annesinin gözlerini görebiliyor. Ama kendi gözlerini göremiyor.
Bebek ellerini görebiliyor. Ama kendini göremiyor.
Eğer öyleyse o gerçekten var mı?
Ya ben, gerçekten var mıyım?
Neden geçmişi hatırlayabiliyor ama geleceği hatırlayamıyoruz?
"- 'bu dünyada yaşayan her canlının yalnız öleceğini' söyledi.
-bu sana ne hissettirdi?
-bana köpeğim colly i hatırlattı. o ben 8 yaşındayken öldü.
verendanın altına sürünerek girmişti..
- ölmek için mi?
- yalnız olmak için..
-şu anda kendini yalnız hissediyor musun?
-bilmiyorum.. yani yalnız olmadığıma inanmak istiyorum,ama..
hiç bi kanıt bulamadım..ve..ben artık düşünmek istemiyorum..
bütün hayatımı düşünerek ve daha çok düşünerek geçirebilirim..
karları ve zararları hesap edebilirim.. sonunda yine de hiç bi kanıt bulamam.
yani ben artık.. artık düşünmek istemiyorum! bu çok saçma.
-tanrıyı aramak saçma mı?
-eğer herkes yalnız ölecekse,evet."
Donnie Darko.
-bu sana ne hissettirdi?
-bana köpeğim colly i hatırlattı. o ben 8 yaşındayken öldü.
verendanın altına sürünerek girmişti..
- ölmek için mi?
- yalnız olmak için..
-şu anda kendini yalnız hissediyor musun?
-bilmiyorum.. yani yalnız olmadığıma inanmak istiyorum,ama..
hiç bi kanıt bulamadım..ve..ben artık düşünmek istemiyorum..
bütün hayatımı düşünerek ve daha çok düşünerek geçirebilirim..
karları ve zararları hesap edebilirim.. sonunda yine de hiç bi kanıt bulamam.
yani ben artık.. artık düşünmek istemiyorum! bu çok saçma.
-tanrıyı aramak saçma mı?
-eğer herkes yalnız ölecekse,evet."
Donnie Darko.
öğğk
zamanda geri gidip ebeveynlerinizi yoketmek seni yokedebilir...
ama aynı zamanda seni sonu ve başlangıçı olmayan bir tanrıyada dönüştürebilir...
alınması gereken bir risk.
ama aynı zamanda seni sonu ve başlangıçı olmayan bir tanrıyada dönüştürebilir...
alınması gereken bir risk.
sözcükler gelir ya dilinin ucuna söylenmez.ölür onlar.kendi dünyaları vardır.kendi cennetleri ve tabiki cehennemleri.
iyi sözcükler gider cehenneme.kötüler cennete.neden mi?
bir küfür söylenirse kötüdür çünkü.güzel bir söz söylenmez ise suçludur.
ama en güzeli şudur.istediğini söylemek.dünyadadır işte.senin benim gibi.
iyi sözcükler gider cehenneme.kötüler cennete.neden mi?
bir küfür söylenirse kötüdür çünkü.güzel bir söz söylenmez ise suçludur.
ama en güzeli şudur.istediğini söylemek.dünyadadır işte.senin benim gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)